Yiyecekler ve Anne Sütü
Birçok anneye portakal, baharatlı yiyecek, soğan ve lahana yemenin bebeklerinin midesini alt üst edeceği ve bu nedenle bunlardan uzak durulması gerektiği söylenmektedir, ancak araştırmalar çoğu bebek için bu yiyeceklerin bir sorun olmadığını göstermektedir. Ancak, buğday, yumurta, yemişler, süt ve mandıra ürünleri gibi alerjiye neden olan birçok yiyeceğin bebekler üzerinde neden olacağı etki konusunda giderek daha çok araştırma yapılmaktadır. Buna ek olarak çalışmalar şunu göstermiştir ki diyetlerinde yüksek miktarda balık tüketen (somon ve uskumru gibi) emziren anneler Omega 3 yağ asitlerinin sağlık kazandıran faydalarını bebeklerine aktarmaktadır – bu özellikle astım geçmişi olan ailelerde faydalı olabilir (ABA, 2004). Alerjiden şikâyet eden bir bebeğe yardımcı olmak için annenin diyetinin kısıtlanması geniş anlamda bir destek sağlamasa da, araştırmalar, anne diyetinin bebek alerjisini tedavi etmek yerine önleme üzerindeki faydalı etkilerini ortaya koymaya devam etmektedir (Palmer, 2004).
Anne Diyetinin Etkileri
Anne sütünün birçok kısmı emzirmeler arasında ve zaman içinde tutarlıdır. Diyetinize bağlı olarak değişebilen özellikleri de vardır, örneğin diyetinizdeki yağın türü, sütünüzdeki yağın türünü belirleyecektir. Unutmayın, bu tür değişmeler gözükse de toplam kalori miktarı tutarlı kalır. İlave besinler anne sütündeki bazı besinlerin düzeylerini değiştirebilir, örneğin B2 vitamini ve C vitamini diyet değişikliklerine hızlı bir şekilde dozla ilişkili cevap verirken demir ve kalsiyum böyle bir cevabı vermez. Anne sütünde bulunan laktoz büyük ölçüde diyetinizden bağımsızdır.
Anne sütünde bulunan protein, esas olarak kazein, annenin ciddi düzeyde besinsiz kalması durumunda bile anne diyetinden etkileniyor gözükmemektedir. İnek sütü, protein bileşimleri ve torin (beyin ve göz işlevi için önemli bir amino asit) içermemesi de dahil olmak üzere bebekler için uygun değildir.
Emziren anneler tarafından diyet alışkanlıklarında yapılacak normal değişikliklerin sütlerinin hacmini ve içeriğini önemli ölçüde etkilemediği gözlenmektedir. Yetersiz beslenen anneler düşük enerji, protein ve yağ içerikli süt üretebilir; ancak bu eksikliklerin ciddiyet düzeyi ve süresinden güçlü bir şekilde etkilenir ve aşırı vakalarda daha üst düzeydedir.
Beslenmenin tehlike altında olduğu ülkelerde yapılan çalışmalar, emziren annelerin sütünün, istediklerinde süt verilmesi kaydıyla bebeklerin ihtiyaçlarını karşılama konusunda yeterli olduğunu göstermektedir.
Kaçınılacak Gıdalar Var mıdır?
Genel olarak pek yoktur. Birçok insanda belli gıdalardan uzak durulması gerektiğini duyacaksınız, ancak bu genellikle bilimsel bilgiden ziyade kültürel inançlar ve uygulamalara dayanmaktadır. Herhangi bir diyette olduğu gibi abur cuburdan kaçınmak idealdir, çünkü bunlar çok az besinle birlikte aşırı fazla kalori sağlamaktadır. Mümkün olduğu kadar yiyeceklerinizde katkı maddelerinin olmamasını sağlayın, bunun yerine doğal yiyecekleri tercih edin. İdeal olarak sizin istediğiniz emeğinizin karşılığını fazlasıyla almaktır: iyi bir şekilde hazırlanmış yiyecekler.
Balık, Civa ve Emzirme
Civanın emzirme yoluyla geçişi çok düşüktür, yine de güvenlik bakımından kadınlar balık alımına ilişkin olarak hamile kadınlarla aynı kılavuz ilkeleri takip etmeye devam edebilir.
Ya Çikolata?
Bu yiyeceği basitçe göz ardı etmeyin, bazen gerçekten “kendinizi iyi hissettiren” bir yiyecek olabilir ve bazen uzun, sessiz emzirmelerden birini yaparken bir ısırık çikolata çok yerinde olabilir, tamam, ancak her şeyin dengede olması gerekir. Bir ısırık çikolata ikinize de zarar vermez, bir ısırık alın ve zevkini çıkartın. Eğer gerçekten çikolata bağımlısı iseniz, organik koyu çikolata kaplı kuş üzümü gibi şeyleri tercih edin – en azından bu şekilde sağlıklı bir şeyler yediğinizi düşünebilirsiniz!
Alerjiler ve Emzirilen Bebek
Emzirmenin alerji oluşumuna karşı belli düzeyde koruma sağladığını biliyoruz. Emzirilen bebeklerin alerjiye maruz kalması daha az olasıdır. Örneğin emzirme; ailelerinde astım, sinüzit, hırıltılı solunum ve egzama gibi alerji geçmişi olan bebeklerde faydalı olabilir (NHMRC, 2003). Araştırmalar göstermektedir ki anne sütündeki antikorlar (özellikle IGA), bu proteinlerin bebeğin kanına geçme olasılığını azaltan bir kompleks oluşturmak üzere yiyecek proteinleri ile bağlanabildiğini göstermektedir (Palmer ve ark., 2004).
Her ne kadar diyetinizi değiştirmek (örneğin, yumurta, süt ürünleri ve glüten gibi yaygın alerjenlerin alımını azaltarak veya laktoz bakımından yüksek olan emzirme başında gelen sütsü sıvıyı dışarı akıtarak) genellikle araştırmalar tarafından desteklenen bir şey olmasa da, birçok doktorun bu değişiklikleri önerdiğini ve bunun başarılı olduğunu söylediklerini duyacaksınız. Şu anda şunu biliyoruz ki yumurta proteininin bir kısmı bütün olarak anne sütüne geçmektedir, henüz bizim bilmediğimiz diğer yiyecek bileşenlerinin de geçebileceğini kim bilebilir. Sonuç olarak, tüm temel besinleri aldıktan sonra, siz ve bebeğiniz için en çok işe yarayan şeyi yapın.
Bir Yiyecekten Uzak Kalmanız Gerektiğinde Dengeyi Tutturmak
Sağlıklı dengeli bir diyetten çıkarttığınız herhangi bir yiyecek veya yiyecek grubunun yerine başkası konulmalıdır. Herhangi bir diyet değişikliği dikkatli bir şekilde değerlendirilmelidir, özellikle de yiyecek grupları ve çeşitlerinde azaltma yapılmasını içeren değişiklikler buna dahildir, çünkü bunlar besin alımını azaltır, yetersiz kalori alımı sağlar ve sınırlı bazı gıdalar fazla maruziyet nedeniyle diğer gıda hassasiyetlerinin gelişmesine neden olabilir.
Şekil 1, diyetten alerjiye neden olan özel bir yiyeceğin çıkartılması durumunda sorun olabilecek bazı vitamin ve minerallerin kısa bir örneğini vermektedir. Unutmayın ki bu liste önemli amino asitleri ve önemli yağ asitlerini (EFA’lar) ve diğer beslenme faktörlerini içermemektedir.
Şekil 1 – Farklı gıda alerjenlerinin sağladığı vitaminler ve mineraller |
|
Alerjen |
Vitaminler ve mineraller |
Süt |
A, D, B2, B5, B12 vitaminleri, kalsiyum ve fosfor |
Yumurta |
B12, B6, B2, B5 vitaminleri, biyotin ve selenyum |
Soya |
Tiamin, B2, B6, B9, kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir ve çinko |
Buğday |
Tiamin, B2, B3, B9 (güçlendirilmişse) ve demir |
Spesifik besin maddeleri ile takviye edilmiş veya bu maddeler bakımından zengin alternatif gıdaların temin edilmesi gerekebilir. Örneğin, pirinç, soya veya yulaf gibi kalsiyum bakımından takviye edilmiş alternatif “süt” içeceklerinin kullanılması bir seçenek olabilir.
Peki ya Kahve?
Kafein bir saat içinde vücutta hızlı bir şekilde emilerek zirve konsantrasyona ulaşır. Tükettiğiniz – ve sonradan sütünüze geçen - fiili miktar değişken olsa da, içtiğiniz kafein miktarının % 0.06 ile % 1.5’inin anne sütüne geçtiği tahmin edilmektedir. Kafein aynı zamanda vücutta uzun süre kalabilir; bu özellikle yeni doğanlar için söz konusudur.
Şekil 2 – İçeceklerin kafein içeriği |
|||
Seçilen içeceklerin kafein içeriği (mg) |
|||
Damlatma yöntemli kahve |
110–150mg/kupa |
Filtre kahve |
65-120mg/kupa |
Neskafe |
40-60mg/kupa |
Kafeinsiz kahve |
2-5mg/kupa |
Koyu siyah çay |
40-60mg/kupa |
Açık siyah çay |
20-30mg/kupa |
Kola içecekleri |
40-50mg/kupa |
Kakao, 2 çay kaşığı |
12mg |
Bitki çayı |
yok |
|
|
Kaynak: Sağlık Destekleme ve Araştırma Merkezi, 1995 |
|||
Kafeinin anne sütünün yağlı, kremalı tabakası ile ilişkisi vardır ve dolayısıyla tüketildikten iki saat sonra en konsantre olma eğilimindedir. Öyle gözükmektedir ki kafein süt tedarikini azaltmaktadır ve tekrarlayan göğüs iltihabına neden olabilmektedir (ABA, 2004). Bazı bulgular kafeinli içecekleri içen annelerin sütünde, kafeinsiz içecekleri içen annelerin sütüne göre daha düşük demir düzeyi olduğunu göstermektedir; bu, çok fazla sütün tüketildiği ülkelerde demir eksikliğine bağlı anemi prevalensinin yüksek olmasını açıklayabilir. Yüksek miktarda kafein tüketen annelerin bebeklerinde sıkıntı, sinirlilik, kabızlık ve genel huzursuzluk gözlenebilir.
Ancak panik yapmayın: hayatta ara sıra bir bardak çay veya kahve içmek gibi küçük zevklerden kendinizi mahrum etmeyin. Ancak, kahve alımınızı, ideal olarak yemeklerden sonra olmak üzere belli aralıklarla bir veya iki bardak ile sınırlandırmanız en iyisidir. Amerikan Pediatri Akademisi, emziren annelerin günde üç kupadan fazla kahve tüketmemelerini önermektedir (300 mg / gün’den daha az miktarına denk); aynı zamanda sigara içmenin kafeinin vücuttaki etkisini artırdığı konusunda da uyarmaktadırlar, bu nedenle sigara içen anneler bu miktarı daha da azaltmalıdır.
Alkol ve Emzirme
Anne sütüne geçen alkol miktarı kabaca annenin kanındaki alkol düzeyine denktir. Asetaldehidin (alkolün toksik metaboliti) de anne sütüne geçebileceğini belirtilmektedir. Çalışmalar, 30 dakika içinde, tek bir standart içkinin anne sütünü değiştirdiğini ve bebek üzerinde hafif sakinleştirici etkisi olduğunu ve annenin hayal kırıklığı refleksini azalttığını göstermektedir. Alkol, emziren birçok kadında oksitoksin salınımına müdahalede bulunabilir. Aynı zamanda, uykulu bir bebek daha az emebilecektir ve tabi ki bebeklerde uyuşukluk SIDS (Ani Bebek Ölüme Sendromu) konusundaki endişeler bakımından ideal bir şey değildir.
Araştırmalar göstermektedir ki anne sütü ile alınan alkole maruz kalan bebeklerdegelişme de zarar görmektedir ve bebeklerin, özellikle de çok küçük bebeklerin alkolü detoksifiye etme kabiliyetinin düşük olması nedeniyle, yan etkilerin görülmesi de potansiyel olarak yüksektir.
Alkol tüketimine ilişkin diğer sorunlar arasında annenin başa çıkma gücünün kalmaması ve potansiyel depresyon yer alabilir – alkolün sistemlerimiz üzerinde depresif bir etkisi vardır. Besinsel olarak boş olan alkol iştahı kesebilir ve gıdanın yerini alabilir; bu etkileri bir arada düşündüğümüzde anne bebek ilişkisi üzerinde potansiyel olarak olumsuz bir spiral etki olduğunu görüyoruz.
Emzirirken en iyisi hiç alkol almamaktır (özellikle ilk üç ayda) ve en azından emziren anneler günde iki standart içkiden daha fazlasını tüketmemelidir. Ancak, eğer anne az bir şey içmek isterse nedeni ne olursa olsun içki içmesi zorunlu ise (kişisel, dinsel veya diğer nedenlerle), etkilerini azaltmak için anneye verilecek öneriler arasında şunlar yer alır:
- Düşük alkollü bir içecek seçmek
- İçmeden önce yemek yemek
- İçkiden sonra iki ila üç saat emzirmemek
- Emzirmek yerine bebeğe mama vermek
- Alkolü meyve suyu, su veya buz ile seyreltmek
Kılavuz ilkeler (İlaç Güvenliği Bakanlar Konseyi tarafından onaylanan), eğer içmeyi tercih ederseniz, haftada en fazla yedi standart içki ve günde en fazla iki standart içkiden fazlasını tüketmemenizi önermektedir. Ancak bazı sağlık grupları bunun çok gevşekçe olduğuna ve yanlış mesaj verebileceğine inanmaktadır.
Çoklu Vitamin Desteği Almalı mıyım?
Eğer hamilelik ve emzirme sırasında tamamlayıcı destek almayı düşünüyorsanız her zaman profesyonel yardıma başvurmanız önerilmektedir. Bazı durumlarda, vitaminler ve mineraller eksikliklerin önünü kesebilir veya ilaçlarla etkileşime girebilir.
Sağlık hizmetleri profesyoneliniz, eğer aşağıdaki kategorilere girmiyorsanız çoklu vitamin desteği önerebilir:
- Vejetaryenler
- Yetersiz gıda alımına sahip gençler
- Yetersiz beslenen veya stres altında olan veya sigara içen veya iş veya coğrafi konum nedeniyle diğer kimyasallara maruz kalan kadınlar
- Madde kullananlar (uyuşturucu, tütün ve alkol).
- Kilo almamak için enerji alımlarını kısıtlayan obez kadınlar